Tüy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tüy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2010 Pazar

Spotted Midnight*


Spotted Midnight*, geceyarısının sonsuz lacivertiyle turkuazın enerjisini bir arada taşıyor. Özel incecik devekuşu tüylerinden yaptığım bu tarağı puantiyeli Afrika tavuğu tüyü ve yine daha önce bahsetmiş olduğum 'Huluhulu' tüyleriyle süsledim. Tabi ki bu renkler olur da turkuaz kalp detay olmaz mı ?
Bu ürünümüz sahibine ulaşmış ve tükenmiştir. İlginize teşekkürler

Pink theNightOut*

Fuşya ve tavuskuşunun göz alıcılığı Pink theNightOut*'un en önemli özelliği ! Gece çıkacaksınız ama kıyafet seçmekte zolanıyorsunuz. Siyah şık bir elbiseyi Pink theNightOut*'la özel kılmaya ne dersiniz?











Rengarenk*


Minik ama gözalıcı.. Mor, turkuaz, yeşil, pembe ve sarı. Tam bir renk cümbüşü ...


Bu ürünümüz tükenmiştir. İlginize teşekkürler :)



14 Mart 2010 Pazar

Desert the Temptatious*



Desert the Temptatious* gerek devekuşu, gerek ördek, çeşit çeşit tüyleri bir arada kullandığım bi tarak. En önemli özelliği turkuaz tüyleri.. Yıllar öncesinde çoook uzaklardan almış olduğum Kızılderili HuluHulu (?!:)) bandını yolarak elde ettiğim bu tüylerin sayısı çok ama çok az :) Bu sebeple bu tarak ve bu tüyü kullandığım tarakların sayısı da oldukça sınırlı ! Yani özelden de özel bi taca ya da tarağa sahip olmak istiyorsanız şiddetle tavsiye edilir.. Zaten çöl esintisiyle turkuazın cazibesini bi arada bulunduran bu tarağı görenler bi daha unutamıyor :)





Color Splash*


Color Splash* tam bir renk cümbüşü ! Mor kahverengi ve turkuazın göz aldığı bi bileşim de denilebilir .. Bu turkuaz vintage parça kullanmayı çok sevdiğim bi detay.. ileride de bolcana görüceksiniz..











13 Mart 2010 Cumartesi

Thinkerbell*





Peri masallarını çok severim , özellikle de hiç bir zaman büyümek istemeyen Peter Pan'i. Bu tarak da bana Peter Pan'in minik perisi Thinkerbell'i hatırlatıyor...Onun saflığı ve kanatlarını..

Bu ürünümüz sahibine ulaşmış ve tükenmiştir. İlginize teşekkürler : )

Neden Tüy ? Neden Saç Aksesuarları ?

Sex and the City filminin üstünden neredeyse 2 yıl geçmiş olmasına rağmen Big hala aklınızdaysa evet bu çok sık yaşanan ve ara ara kendini tekrarlayan bir durum ! Ama Carrie'nin düğünde kafasına kondurduğu kuş , ve daha sonrasında yapmış olduğu 'I put a bird in my hair!!!' söylemi hala aklınızdaysa siz de bendensiniz!


Bir süredir kendimi yapmaktan alıkoyamadığım saç aksesuarlarının hikayesi daha bile önce başlamış aslında ama benim haberim yokmuş ! Uzun yıllar önce , hatta hatta yaklaşık 15 yıl önce kendimi annemle beraber vitray yaparken hatırlıyorum...Farklı farklı birçok desenin arasından benim boyamaktan en keyif aldığım, 20 tane papağanın yanyana bir dal üzerinde durduğu çok tatlı bir desendi. O kadar keyif almıştım ki 20 tane papağanın sonsuz sayıdaki tüylerini teker teker farklı renklerle boyamaktan, sonuç mükemmel olmuştu. Hatta annem bu çok beğendiği vitrayı çerçeveletip duvara bile asmıştı ! Tabi ki küçük bir kız olan ben çok gurur duymuştum bu sonuçtan. O zamanlar neden bu kadar keyif verdiğini anlayamamış da olsam daha sora ilkokul 3. sınıfta Kuş Cenneti'nden dönerken beni rengiyle büyüleyen önü turkuaz arkası sarı bir tüy alıp eve getirmem, daha sonraları ise 2007 yılında Brugge'de yine bi müzeden pembe kocaman bi tüy almam ve koca exchange boyunca onu saklayıp onu da eve getirmem aslında bir şeylere işaretmiş de hala benim haberim yokmuş ... Gel zaman git zaman ben büyümüşüm ve 2008'de Sex and the City 'i gördüğümde kafamda bişiler şekilenmeye başlamış.. Bu şekillenme ise 2009'da Londra'dan döndükten sonra annemin bana Büyükada'da yürüyüş yaparken yerde bulmuş olduğu, soraları adının Afrika Tavuğu tüyü olduğunu öğreneceğim puantiyeli bir tüy getirmesiyle netleşmiş...


özetle bütün bu tüy ve renklere olan düşkünlüğümün sonuçlarıyla karşınızdayım...




Picture taken from: http://www.glamourmagazine.co.uk/

12 Ocak 2010 Salı

Rachel Bensusan to be continued..

Rachel Bensusan to be continued..


Ben kimim sorusunun yanıtı çok zor iken benim tasarımlarım nereden geliyor , tasarıma bakışım nedir ve bu konularla ilgili geçmişim nedir gibi soruların yanıtları daha kolay ... Çünkü kendimi bildim bileli tasarımın / sanatın farklı dallarıyla uğraşıyorum.


Kendimi baya küçük yaşlarda annemle oturmuş vitray yaparken, daha sonraları kumaş boyarken ve hatta daha ilkokulda bir resim ödevi için 6 saatimi verirken hatırlıyorum (O ödevi hala saklıyorum. O yaşlarda bu kadar farklı materyali bir A3 kağıdı üzerinde kullanan bir çocuk daha görmediğimden sanırım. ve hala farklı materyalleri bir arada kullanmaya bayıldığımdan)


Her neyse bunlar geldi geçti benim tasarım sevgim beni bir türlü bırakmadı. Sabancı Görsel İletişim'e girmeye niyetlenmişken Psikoloji'ye olan ilgimi farkedip kendimi Boğaziçi Psikoloji'de bulmuşken yan gelip yatma sevgim beni bir yıl hazırlık okumaya itti. Bir yıl hazırlık okumak ise Alman Lisesi'nden mezun olmuş bir insan için pek akıl karı değildi. Bunu farkettiğim gibi ikinci yarımı dondurup bir dönemliğine Grafik Tasarımı eğitimi almaya karar verdim. İyi ki de vermişim. Bu sayede kendi görsellerimi kendim hazırlayabiliyorum (aslında bu her zaman o kadar da mükemmel bir şey diil. bazen bişileri başkaları yapsa keşke dediim olmuyo diil anlıycaınız).


Grafik Tasarımı, Porselen Atölyesi, Stop Motion Atölyesi, Fotoğrafçılık Dersleri ve Film Dersleri gibi Boğaziçi'nin bütün sanatsal nimetlerinden faydalandıktan sonra (ki bi tek sanatsal diil, oryantal dersi almışlığım da var: ) ) kendimi en son Moda Atölyesi'nde buldum. Moda Atölyesi'ne gide gele , kendim için bir şeyler dikmek için sabahladığımı görmem bende bir ampulün yanmasına sebep oldu. Aslında bu ampulü biraz da kardeşim yaktı diyebiliriz. Kardeşimin "Sen hala moda okumak için ne bekliyorsun?! " sorusu kafamı kurcalarken aynı zamanda okulum da bitiyordu. ve ben hızlıdan bu fikre alışırken aynı zamanda da moda eğitimleri araştırmaya başlamıştım bile. Tabi ki okulumun bitmesine azıcık kala "Ee güzel kızımız okulun da bitiyor şimdi ne yapacaksın" gibi mükemmel sorular soran aile fertlerinden gizli bir şekilde.. uzun uğraşlar ve araştırmalar, üstüne bir de ailemi ikna etmem sonucu kendimi Londra'da Central Saint Martens'te buldum.


Central Saint Martens'te derslerime gider çok çalışkan kız modelini oynarken her (gören ordan birine aşık olduğumu sanırdı ) Cumartesi kendimi Portobello Markt'ta genç tasarımcıların standlarının arasında buluyor yaklaşık her Pazar da Bricklane'de yine genç tasarımcıların, bu sefer bir de ikinci elcilerin arasında buluyordum.


Gel zaman git zaman ben bu kadar çok tasarım overdose'undan sonra İstanbul'a geldiğimde bir şeyler üretmeden duramayacaktım elbette ki... Yoğun beyin fırtınaları sonucunda Aralık sonunda RachelBensusan markamı yaratıp kamuoyuna (?!) sundum. İlk başta, yani şimdilerde taç ve tarak tasarlamaktayım. Bunların hepsi rengarenk tüylerden ve üzerlerine uygun bulduğum, biçok zaman vintage ve sayıca az bulunabilen materyallerden oluşan taç ve taraklar.


Gören ve alanların tasarımlarımı çok sevmeleri beni çok mutlu ederken zaten markamın amacını da bu olarak belirlemiş olmam bir rastlantı olmasa gerek. Tasarladığım ürünlerin sahipleri için özel olmalarını, ve takarlarken de odalarında gözleri önünde tutarken de onlara güzel şeyler hissettirmesini istiyorum. Hatta hatta taç ve taraklarımı üzerlerine logomu yapıştırdığım şeffaf kutular içinde vermemin sebebi de bu. Ürünlerimi alan kişilerin onları öyle çok sevmelerini istiyorum ki benim birçok zaman özel bir şey aldığım zaman yaptığım gibi göz önünde tutmalarını ve ara ara bakmalarını istiyorum : )


çok mu hayal kuruyorum ?

çok hayal kuruyorsam da hayal kurmanın iyi bir şey olduğunu düşünüyorum neyse ki .. Sona yaklaşırken demek istediğim bir şey daha var. Bu, benim hayatımın sadece şu an aklıma gelen kısmı . Aklıma geldikçe, hayatım değişip şekillendikçe buraya yazmaya ve bunları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim !


Beni takip etmeye ve ettirmeye devam edin :)


Ciao !
Related Posts with Thumbnails