6 Ağustos 2010 Cuma
Benim Adım Rachel Bensusan
13 Mayıs 2010 Perşembe
27 Nisan 2010 Salı
21 Nisan 2010 Çarşamba
Kandinsky'den kimbilir nereye..
Taçlar, renkler derken sizi birazcık tüylü alemden uzaklaştırmak, renklerin yine hakim olduğu farklı bir dünyaya götürmek istiyorum.
Etrafınıza şöyle bir bakın.. neler görüyorsunuz? Bir masa, koltuk, yastıklar ?
Peki şimdi bir daha bakın.. bu gördüğünüz şeylerin kaçı tek renk, kaçı çizgili veya farklı desenlere sahip ?
Etrafımıza dikkatlice baktığımızda birçok nesnenin desenli olduğunu görürüz aslında..Çiçek desenleri, çizgiler, puantiyeler.. Farklı birçok desen..
Peki bu desenleri kimler tasarlar , nasıl tasarlanır bu desenler ? Nerelerden esinlenilir , tasarımcı ne gibi süreçlerden geçer ?
Hiç böyle düşünmüş müydünüz daha önce ?
Şimdi size Central Saint Martens'ta Print Design projesi için tasarlamış olduğum bir deseni, ve bu desenin gelişim sürecini göstermek istiyorum..


Kandinsky ( Blue Sky )'nin bu eserinin kartpostal halini satın aldıktan sonra üzerinde bir iki çalışma yapmam gerekecekti elbette ..



Daha sonra bu seçtiğim desen parçacıklarını kullanarak büyük desenler oluşturmalıydım… Kendini tekrarlayan , veya tamamen farklı kombinlerden oluşan desenler..
Bunun için kareciklerden birini seçip, çoğaltıp sayfaya bir desen oluşturacak şekilde yerleştirdim.. Ben bu desenleri ilk olarak siyah beyaz yapmayı tercih ettim. Böylece daha sonra istediğim gibi çoğaltma imkanım olacağı gibi, farklı renk kombinasyonları da kullanabilecektim..


Önce, aynı motifi tekrarladığım desenleri boyamayı tercih ettim ..


Sonuncusu biraz özellikle, biraz da hata süsü verilen bir süreç sonucu oluştu aslında.. İki fotokopinin yanlışlıkla aynı kağıda üstüste basılması sonucu oluşan bu desenin iyi sonuç vereceğini tahmin ettiğimden onu çöpe atmaktansa renklendirdim.. Desenin kontürlerini siyah ile geçmemin sebebi ise vitray etkisi katmaktı ..
Ben en çok bunu seviyorum .. Hem renklerini, hem çizgi çizgi boyamış olduğum için verdiği etkiyi( resme tıklayıp yakınlaştırabilirsiniz), hem de vitray görüntüsünü..
İşte size desen tasarımı sürecinin ufacık bir öyküsü.. Tabi ki bu desen süreçlerinin sadece bir boyutu.. Bir resimden esinlendiğiniz gibi bir objeden ve hatta figürlerden bile esinlenebilir, çok farklı sonuçlar elde edebilirsiniz !
28 Mart 2010 Pazar
Spotted Midnight*


Pink theNightOut*

Rengarenk*


24 Mart 2010 Çarşamba
14 Mart 2010 Pazar
Desert the Temptatious*


13 Mart 2010 Cumartesi
Thinkerbell*


Neden Tüy ? Neden Saç Aksesuarları ?

Bir süredir kendimi yapmaktan alıkoyamadığım saç aksesuarlarının hikayesi daha bile önce başlamış aslında ama benim haberim yokmuş ! Uzun yıllar önce , hatta hatta yaklaşık 15 yıl önce kendimi annemle beraber vitray yaparken hatırlıyorum...Farklı farklı birçok desenin arasından benim boyamaktan en keyif aldığım, 20 tane papağanın yanyana bir dal üzerinde durduğu çok tatlı bir desendi. O kadar keyif almıştım ki 20 tane papağanın sonsuz sayıdaki tüylerini teker teker farklı renklerle boyamaktan, sonuç mükemmel olmuştu. Hatta annem bu çok beğendiği vitrayı çerçeveletip duvara bile asmıştı ! Tabi ki küçük bir kız olan ben çok gurur duymuştum bu sonuçtan. O zamanlar neden bu kadar keyif verdiğini anlayamamış da olsam daha sora ilkokul 3. sınıfta Kuş Cenneti'nden dönerken beni rengiyle büyüleyen önü turkuaz arkası sarı bir tüy alıp eve getirmem, daha sonraları ise 2007 yılında Brugge'de yine bi müzeden pembe kocaman bi tüy almam ve koca exchange boyunca onu saklayıp onu da eve getirmem aslında bir şeylere işaretmiş de hala benim haberim yokmuş ... Gel zaman git zaman ben büyümüşüm ve 2008'de Sex and the City 'i gördüğümde kafamda bişiler şekilenmeye başlamış.. Bu şekillenme ise 2009'da Londra'dan döndükten sonra annemin bana Büyükada'da yürüyüş yaparken yerde bulmuş olduğu, soraları adının Afrika Tavuğu tüyü olduğunu öğreneceğim puantiyeli bir tüy getirmesiyle netleşmiş...
özetle bütün bu tüy ve renklere olan düşkünlüğümün sonuçlarıyla karşınızdayım...
12 Ocak 2010 Salı
Rachel Bensusan to be continued..
Rachel Bensusan to be continued..
Ben kimim sorusunun yanıtı çok zor iken benim tasarımlarım nereden geliyor , tasarıma bakışım nedir ve bu konularla ilgili geçmişim nedir gibi soruların yanıtları daha kolay ... Çünkü kendimi bildim bileli tasarımın / sanatın farklı dallarıyla uğraşıyorum.
Kendimi baya küçük yaşlarda annemle oturmuş vitray yaparken, daha sonraları kumaş boyarken ve hatta daha ilkokulda bir resim ödevi için 6 saatimi verirken hatırlıyorum (O ödevi hala saklıyorum. O yaşlarda bu kadar farklı materyali bir A3 kağıdı üzerinde kullanan bir çocuk daha görmediğimden sanırım. ve hala farklı materyalleri bir arada kullanmaya bayıldığımdan)
Her neyse bunlar geldi geçti benim tasarım sevgim beni bir türlü bırakmadı. Sabancı Görsel İletişim'e girmeye niyetlenmişken Psikoloji'ye olan ilgimi farkedip kendimi Boğaziçi Psikoloji'de bulmuşken yan gelip yatma sevgim beni bir yıl hazırlık okumaya itti. Bir yıl hazırlık okumak ise Alman Lisesi'nden mezun olmuş bir insan için pek akıl karı değildi. Bunu farkettiğim gibi ikinci yarımı dondurup bir dönemliğine Grafik Tasarımı eğitimi almaya karar verdim. İyi ki de vermişim. Bu sayede kendi görsellerimi kendim hazırlayabiliyorum (aslında bu her zaman o kadar da mükemmel bir şey diil. bazen bişileri başkaları yapsa keşke dediim olmuyo diil anlıycaınız).
Grafik Tasarımı, Porselen Atölyesi, Stop Motion Atölyesi, Fotoğrafçılık Dersleri ve Film Dersleri gibi Boğaziçi'nin bütün sanatsal nimetlerinden faydalandıktan sonra (ki bi tek sanatsal diil, oryantal dersi almışlığım da var: ) ) kendimi en son Moda Atölyesi'nde buldum. Moda Atölyesi'ne gide gele , kendim için bir şeyler dikmek için sabahladığımı görmem bende bir ampulün yanmasına sebep oldu. Aslında bu ampulü biraz da kardeşim yaktı diyebiliriz. Kardeşimin "Sen hala moda okumak için ne bekliyorsun?! " sorusu kafamı kurcalarken aynı zamanda okulum da bitiyordu. ve ben hızlıdan bu fikre alışırken aynı zamanda da moda eğitimleri araştırmaya başlamıştım bile. Tabi ki okulumun bitmesine azıcık kala "Ee güzel kızımız okulun da bitiyor şimdi ne yapacaksın" gibi mükemmel sorular soran aile fertlerinden gizli bir şekilde.. uzun uğraşlar ve araştırmalar, üstüne bir de ailemi ikna etmem sonucu kendimi Londra'da Central Saint Martens'te buldum.
Central Saint Martens'te derslerime gider çok çalışkan kız modelini oynarken her (gören ordan birine aşık olduğumu sanırdı ) Cumartesi kendimi Portobello Markt'ta genç tasarımcıların standlarının arasında buluyor yaklaşık her Pazar da Bricklane'de yine genç tasarımcıların, bu sefer bir de ikinci elcilerin arasında buluyordum.
Gel zaman git zaman ben bu kadar çok tasarım overdose'undan sonra İstanbul'a geldiğimde bir şeyler üretmeden duramayacaktım elbette ki... Yoğun beyin fırtınaları sonucunda Aralık sonunda RachelBensusan markamı yaratıp kamuoyuna (?!) sundum. İlk başta, yani şimdilerde taç ve tarak tasarlamaktayım. Bunların hepsi rengarenk tüylerden ve üzerlerine uygun bulduğum, biçok zaman vintage ve sayıca az bulunabilen materyallerden oluşan taç ve taraklar.
Gören ve alanların tasarımlarımı çok sevmeleri beni çok mutlu ederken zaten markamın amacını da bu olarak belirlemiş olmam bir rastlantı olmasa gerek. Tasarladığım ürünlerin sahipleri için özel olmalarını, ve takarlarken de odalarında gözleri önünde tutarken de onlara güzel şeyler hissettirmesini istiyorum. Hatta hatta taç ve taraklarımı üzerlerine logomu yapıştırdığım şeffaf kutular içinde vermemin sebebi de bu. Ürünlerimi alan kişilerin onları öyle çok sevmelerini istiyorum ki benim birçok zaman özel bir şey aldığım zaman yaptığım gibi göz önünde tutmalarını ve ara ara bakmalarını istiyorum : )
çok mu hayal kuruyorum ?
çok hayal kuruyorsam da hayal kurmanın iyi bir şey olduğunu düşünüyorum neyse ki .. Sona yaklaşırken demek istediğim bir şey daha var. Bu, benim hayatımın sadece şu an aklıma gelen kısmı . Aklıma geldikçe, hayatım değişip şekillendikçe buraya yazmaya ve bunları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim !
Beni takip etmeye ve ettirmeye devam edin :)






